Oturum Aç

 Ankilozan spondilit

Ankilozan spondilit müzmin bir iltihabi omurga ve/veya eklem hastalığıdır. Omurga dediğimiz yapı boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan kemiksi yapıdır. Omurga ve onların arasında bulunan yumuşak kıvamlı diskler ve ligamanlar sayesinde bel, boyun ve sırt farklı yönlere rahatlıkla hareket edebilir ve esneklik kazanır. Ankilozan spondilit dediğimiz hastalık ise ligamanların ve disklerin omurgaya yapıştıkları yerlerde iltihap gelişme olayıdır. İltihabın tüm omurga boyunca ilerlemesi 'Ankiloz' yani 'kaynaşmaya' yol açar. Bu durumda omurgada hareket kabiliyeti ve esnekliği kaybolur ve omurga sertleşir. Omurgada şekil bozukluğu ve kamburluk gelişir.

Ankilozan spondilit aslında bir sürecin son halidir. Sakroiliit dediğimiz leğen kemiğinde gelişen iltihapla başlayan bu sürecin ilerlemesi, bel, sırt ve boyuna kadar ilerlemesi ve hareket kısıtlılığı gelişmesi ankilozan spondilittir. Buna karşın ankilozan spondilit her zaman leğen kemiğinden başlamayabilir. Daha az görülen bu durumda, iltihap, omurganın farklı bölgesinden yani bel, boyun ve sırttan başlayabilir ya da diz, kalça veya omuz ekleminde şişlik ile başlayabilir hatta bazen sadece topuk ağrısı ve basamama ile de başlayabilir. Nerden başlarsa başlasın en sonunda omurgada kaynaşmaya ve hareket kısıtlılığına yol açarsa o zaman ankilozan spondilit ifadesi kullanılabilir.

Ankilozan spondilit geniş bir ailenin bir üyesidir. Bu ailenin ismi spondiloartrittir. Spondiloartritlerde ankilozan spondilit dışında, sedef artriti, iltihabi barsak hastalığına (Crohn veya ülseratif kolit) bağlı omurga ve eklem iltihabı da mevcuttur.​

Ankilozan spondilit sadece omurga ve eklemde mı iltihabı yapar?

Maalesef omurga dışında, omuzlar, kalçalar, kaburgalar, göğüs kafesi, el ve ayakların eklemlerinde de yapabilir. Entez noktaları denilen tendon ve bağğların kemiklere yapıştığı noktalar örneğin topuklarda da iltihap olur. Bazen gözlerde üveit veya irit yapar ve nadiren de akciğer ve kalp etkilenebilir.

Ankilozan spondilit kimlerde ve hangi yaşlarda görülür?

Erkeklerde 2-3 kat daha fazla görülür. Genelde 20-30 yaşlar arasında teşhisi konulur. Hastalık 16 yaş öncesi de başlayabilir.

Kimler ankilozan spondilit açısından risk altındadır?

Ailesinde ankilozan spondilit veya diğer spondiloartrit grubu üye hastalıklarını taşıyanlarda daha çok görülür. Bir gen olan HLA-B27'nin kandaki pozitifliği ankilozan spondilit riskini arttırabilir. Sigara içmek hastalığın şiddetini artıran en önemli risk faktörü olarak gösterilmiştir. Bu nedenle sigara içici iseniz bırakmanız son derece önemlidir​

Ankilozan spondilitte hangi belirtiler mevcut?

En çok görülen belirti bel ve/veya sırt ağrısıdır. Ağrı, tutukluk ve eklem hareketlerinde kısıtlama sıkça görülen belirtilerdir. Bazen belirtiler dizde veya ayak bileğinde şişlikle başlar. Bazen hasta topuk ağrısı ile gelir. Bu ağrıların kendine has özellikleri mevcuttur. Özellikle gece ve hareketsizlik sonrası artan ağrılardır. Ağrılar gündüz ve hareketli dönemde daha az hissedilir. Ayrıca sabah tutukluğu tipik bir özelliktir. Genelde hastalar sabahları en az 30 dakika süren bir katılıktan söz ederler.

Ankilozan spondilit teşhisi nasıl konulur?

Teşhis, doktor tarafından detaylı bir hastalık sorgulaması, detaylı bir kas iskelet sistemi muayenesi ve ölçümü, kan tahlilleri, HLA -B27 bakılması, radyografi ve gerekirse sakroiliak (leğen kemiği eklemi) ve/veya omurganın magnetik rezonans görüntüleme (EMAR) yöntemleri ile konulmaktadır.

Ankilozan spondilitin tedavisi var mıdır?

Elbette ki tedavi mevcuttur. Çok erken ve doğru tedavi ile iltihap kontrol altına alınabilir. Bu hastalıkta ilaç tedavisinin yanı sıra egzersiz, yüzme, yoga ve pilates çok önemlidir ve şekil bozukluğunu engeller ve esnekliği korur.

Ankilozan spondilit tedavisi, 3 ayrı bölümden oluşmaktadır. İlaç tedavisi, ilaç dışı tedavi ve cerrahi tedavi.

İlaç tedavisi çok başarılıdır. Daha önce kullandığımız sulfasalazin ve nonsteroid anti-infalamatuvar ilaçlara ek olarak özellikle son 20 yılda tedavide farklı yeni kuşak ilaçlar da bulunmuştur. Tabii ki hastalık her hastada aynı seyretmediği gibi tedaviler de her hastada farklı olabilir. İlaçlar tamamıyla hastanın mevcut durumuna göre doktor tarafından hastayla paylaşılarak seçilir. İlaçların olabilecek yan etkilerini kontrol etmek, etkinliğini değerlendirmek ve detaylı muayenesi için, hastaların 1-3 ayda bir kontrolleri gerekmektedir.   

İlaç dışı tedavilerin başında eğitim gelmektedir. Bazen hastalar internet üzerinden yanlış bilgiler edinirler strese girerler. En doğru bilgilendirme hekim tarafından yapılır. Hastalığın nedeni, seyri, oluşturabilecek yan hastalıkları, ilaçlar, ilaçların yan etkileri, günlük yaşam aktivitede dikkat edilmesi gerekenler, koruma, beslenme, baş etme ve diğer bilgilerin paylaşılması hem hastaya ve hem hasta yakınları için gerekmektedir. Diğer önemli ilaç dışı tedaviler ise egzersizdir; aerobik, germe, kuvvetlendirme egzersizleri.   Fizik tedavi uygulamaları örneğin sıcak, soğuk, elektrik akımları, kaplıca tedavisi v.s. Günlük işleri kolaylaştırıcı yardımcı cihazlar, psikolojik destek, stressiz yaşam, davranış tedavileri ise ilaç dışı tedavi yöntemlerinden birkaç örnektir.

Cerrahi tedavi ise hastalığın ileri döneminde, deformiteleri düzeltmek ve işlevsellik kazandırmak amacıyla yapılan cerrahilerdir. Cerrahiler, basit cerrahilerden (sinir ve tendonları serbestleştirmek), büyük ve komplike cerrahilere kadar (eklem protezleri, omurga düzleştirme ameliyatları) değişmektedir.

​ 
Ankilozan spondilitin komplikasyonları nelerdir?

Gözde görülen ön üveit en sık rastlanan komplikasyondur. Gözlerde kızarma, yanma ve ağrı ile kendini gösterir.

Omurgada kırıklar ve omurilik yaralanması bu hastalarda artmıştır. Her ne kadar omurga kemikleşmiş ise de içi zayıftır ve küçük bir travma bile kırıklara yol açabilir. Bu durumlar radyografi ve tomografi ile tespit edilebilir ve gerekirse operasyonla kırıklar sabitleştirilebilir.

Nörolojik problemler örneğin 'kauda ekina' dediğimiz durum ise çok ileri ve yerleşmiş hastalarda, nadiren gelişebilir. Belirtisi bacaklarda uyuşma, karıncalanma ve kas kuvvet kaybı, hatta mesane ve barsak kontrol kaybı ve cinsellik kaybıdır.

Kalp ve damar hastalıkları olarak da en çok aort kapak yetmezliğine bağlı kalp yetmezliğidir. Bacaklarda ödem ve hareket ve egzersiz sonrası kısa soluk almalarıyla kendini belli edebilir.

Akciğer hastalıkları da gelişebilir. Hastalık göğüs kafesini etkilediği için akciğerin yeterince genişlemesi kısıtlanır.

Barsak ülserasyonları ise bazı hastalarda görülebilir. Barsak duvarında ülserleşmeler olabilir genelde her hangi bir belirti ve bulgusu yoktur.

 

Hastalığımın tedavisinde bana düşen pay nedir?

  1. Stres ve sıkıntıdan uzak yaşamak
  2. Bir uzman hekimin takibine girmek
  3. İlaçları düzenli kullanmak, kontrollere düzenli gitmek
  4. ​Günde en az 8 saat uyumak
  5. Egzersiz yapmak, egzersiz ve istirahatı dengede tutmak
  6. Eklemleri korumak
  7. Fizik tedavi ve kaplıcadan faydalanmak
  8. Gerektiğinde işleri kolaylaştıran yardımcı cihazları kullanmak
  9. Sağlıklı beslenmek. Mümkün mertebe Akdeniz mutfağı usulü beslenmek
  10. En iyi diyet hububat, meyve, yeşillik, yeteri kadar et çeşitleri ve az miktarda yağdır
  11. Doymuş yağ asitleri az ve özellikle balık yağı gibi doymamış yağ asitleri fazla tüketmek
  12. Omega 3 tüketmek


 
Tüm okuyuculara teşekkür eder sağlık dolu stresten uzak bir yaşam dileğiyle 

Doç. Dr. Aylin Rezvani 


Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon